İnsanlar, ehliyetleri ve güçleri nispetinde mükellef olurlar. Aklı bulunan ve büluğ çağına ermiş olan kimsenin ehliyeti tam olacağından mükellefiyeti de o nispette tam olur. Binâenaleyh akıl melekesinden mahrum olan bir insan, ibadet ve itaat ile mükellef olmaz.
Ef’âl-i mükellefîn, mükellef insanların yapmakla vazifeli oldukları işlerdir ki; farz, vacip, sünnet, müstehâb, mübâh, mekruh, müfsid, haram gibi kısımlara ayrılır.
Mükellefler üzerine ilk vacip olan ise Allâh’a ve Resûlüne iman edip itaat etmektir. Daha sonra Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat Mezhebi’ni ve itikâdını, ehlinden öğrenip inandıktan sonra, ibadetlerini yapacak, haramlardan, kötü huy ve ahlâklardan sakınacak, güzel ahlâk ile ahlâklanacak kadar ilim sahibi olmak, erkek kadın bütün Müslümanlara lâzımdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder