28 Şubat 2022 Pazartesi

KABİR HAYATI : ▪︎Peygamber efendimiz Buyurmuştur ki birisi öldüğünde akrabaları cenaze işleriyle meşgul iken, son derece güzel bir kişi gelir mevtanın başının yanında durur.

 KABİR HAYATI :

▪︎Peygamber efendimiz Buyurmuştur ki birisi öldüğünde akrabaları cenaze işleriyle meşgul iken, son derece güzel bir kişi gelir mevtanın başının
yanında durur.
Kefenlendiğinde kefen ile merhumun göğsü arasına girer. Definden sonra herkes evine döner. Münker ve Nekir adlı iki özel melek gelir, öleni kişisel mahremiyet içerisinde imanı hakkında sorgulayabilmek üzere göğsünde duran güzel kişiyi ayırmaya çalışır.
Güzel kişi der ki :
“O benim refakatim, O benim dostumdur, hiçbir şekilde Onu yalnız bırakmam. Eğer siz sorgulama için görevlendirildiyseniz, görevinizi yapınız. Onun cennete girmesini kabul ettirinceye kadar terk edemem.
Sonra ölmüş arkadaşına döner der ki, “Ben, bazen yüksek sesle bazen de kısık sesle okuduğun Kur’anım.
Endişe etme, Münker ve Nekirin sorgusundan sonra üzüntü duymayacaksın.."
•Sorgulama bitince güzel kişi Onun için Meleil Âlâ'dan (semadaki meleklerden) misk kokusuyla bezenmiş bir döşek hazırlar.
ALLAH'ın Resulu (SAV) Buyuruyor:
"Hesap gününde ne bir Peygamber, ne de bir melek, ALLAH'ın indinde Kur’andan daha imtiyazlı bir
şefaatçi olamayacaktır...!."
(Tirmizi İlim, 5; İbn Mâce, Mukaddime: 1, 18)


25 Şubat 2022 Cuma

Dünya menfaati için gösteriş yapan (sahte şeyh ve evliyalara) yapılacak azâb, zinâkâr kadınlara yapılan azabın 70 katı olacaktır.

  Şeyh es-Safi (k.s.) hazretleri buyurdular: "Marifet iddia edip, irşâd makamına oturanlar; dünya menfaati için gösteriş yapan (sahte şeyh ve evliyalık taslayanlara) yapılacak azâb, zinâkâr kadınlara yapılan azabın yetmiş (70) katı olacaktır." .(Ruhü’l Beyan Tercümesi C:3 S:562-563)

24 Şubat 2022 Perşembe

Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: "Üç haslet vardır ki helâk edicidir: Açgözlülük, nefsî arzulara uyma ve kişinin kendisini beğenmesi." (Beyhâki, Şüabü'l-İman, 745)

 Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:

“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.” (Müslim, Birr, 66)

NAMAZ KILMAYANLARIN ÇEKECEĞİ 15 CEZA '' Kim namaz kılmaz ve Namazı hafife alırsa ALLAH CELLE CELÂLÜHÜ O kişiyi 6 sı dünyada, 3 ü ölürken 3 ü kabirde 3 üde kabirden çıkarken 15 şeyle cezalandırır. " DÜNYADAKİLER 1-Ömrünü kısaltır 2-Salihlerin simasını yüzünden alır 3-Yaptığı hiçbir amele sevap vermez 4-Duası ALLAH CELLE CELÂLÜHÜ katına çıkmaz 5-Dünyadaki bütün mahlukat ona buğz eder 6-Salihlerin duasından nasibini alamaz ÖLÜRKEN BAŞINA GELECEK ÜÇ ŞEY 1-Zelil olarak ölür 2-Aç olarak ölür 3-Susamış olarak ölür ki dünyanın denizleri ırmakları ölen insana içirseler yinede susuzluğunu dindiremez KABİRDE BAŞINA GELECEK ÜÇ ŞEY 1-Kaburgaları birbirine girip yapışıncaya dek kabrini daraltır 2-Kabrinde ateş yanar 3-ALLAH CELLE CELÂLÜHÜ ona bir yılan musallat eder yılan kıyamete dek azab eder KIYAMET GÜNÜNDE BAŞINA GELECEK LER 1-ALLAH CELLE CELÂLÜHÜ ona yüzü üzerinde cehenneme sürükleyecek birini musallat eder 2-ALLAH CELLE CELÂLÜHÜ ona gazapla baktığı zaman yüzünün eti erir düşer 3-ALLAH CELLE CELÂLÜHÜ onu en küçük günahlarından dahi hesaba çeker affetmez BAŞKA BİR HADİSİ ŞERİF'TE EFENDİMİZ SÂLLALLAHU ALEYHİ VESELLEM ŞÖYLE BUYURDULAR 1-Sabah namazını terk edenin yüzünde nur olmaz 2-Öğle namazını terk edenin rızkından bereketi kalkar 3-İkindi namazını terk edenin vucudunda takat olmaz 4-Akşam namazını terk eden evladının hayrını görmez 5-Yatsı namazını terk eden uykusunda rahat edemez 6-Namazdan alıkoyan rızka(işe) ALLAH CELLE CELÂLÜHÜ bereket vermesin diyerek Peygamber Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem beddua etmiştir ki O'nun duası mutlak kabul olur….. Kaynaklar;(İsmail el-isbahani, et-Terğib ve’t-terhib no:1907, Abdulkadir el-Geylani, El-Ğunye, 2/186)(İbni hacer el-heytemi, ez-zevacir, an iktirafi’l-Kebair, 1/195-196)

 





















meydanda

 Savaş yokmuş gibi davranıp, yarın tam techizat meydanda olacakmışsın gibi hazır olacaksın.

Biz tüm kazandiklarimizi savaşla kazandık, ne kaybettiysek masada kaybettik.

KALAYCI ZADE MEHMED EFENDİ (KALAYCI HOCAEFENDİ)

 KALAYCI ZADE MEHMED EFENDİ

(KALAYCI HOCAEFENDİ)
Kalaycı Hocamızın asıl İsmi Mehmed ORAL dır. Alanya nın Demirtaş beldesindendir. Ali Efendinin oğludur. Çocukluğunda KARGICAK MEDRESESİ nde akrabası olan Yeşilöz Köyünden Zühtünün Hüseyin Efendi ile okumuşlardı. Okuma yazma temel dini bilgilerini burada öğrenmişlerdi. Marangozluk, ahşap ev ustalığı gibi işler yaparlardı. Çok iyi yapı ve ev ustası idi. Etrafında tercih edilen ustalardandı. Bütün bunların yanında Osmanlıdan gelme bir edep ve terbiye ile dini yaşamaya çalışırlar haram ve helallere azami dikkat etmeye çalışırlardı.
Kalaycı Hocamız aynı zamanda köy katipliğini de yürütürlerdi. Köy Katiplerinin bir adı da " Tahsildar " idi. Tahsildarlar köylülerin kazançlarının senelik vergilerini hesaplar ve alırlar idi. Tarım ürünlerinden alınan vergilere aaşar denirdi. 1950 den önce hayvandan, koyun ve keçi benzeri şeylerden vergi alınırdı.
Kalaycızade Mehmet Efendi bütün bu dünya işlerinin yanı sıra beş vakit namazında birisiydi. Osmanlıdan gelen bir şuur ile bir mürşidi kamile intisap etme gereğini arzular ve arar idi. Ermenek taraflarında bir zatın mürşitlik iddiasında olduğunu duymuş, ziyaretine gitmiş ve aradığı kişinin sünneti şerife ve edebe uymayan hallerini görerek hayal kırıklığı ile geri dönmüştü. Gönlünde bir mürşidi hakikiyi bulma ateşi var idi. Çocukluk arkadaşı Zühtü'nün Hüseyin Efendi bir vesile ile Çırpanlı Hoca Efendi ile tanışmış ve Hazretimizi bulma devleti ile şereflenmişti. Kalaycı Hocamızı da tanıştırmak istiyordu. Kalaycı Hocamız Ermenek tecrübesinin ezikliği ile " abdestimi alırım, namazımı kılarım, tarikata girmem" diye bir düşünceye mahkum olmuştu. Zühtü'nün Hüseyin Efendinin " gel seni Çırpanlı Mustafa Efendi ile tanıştırayım" sözünü kırmadan geçiştiriyordu. Eskiden köylüler at ile Perşembe günü yola çıkar, 30 kilometre civarı uzaklıktaki Alaiye ye gelir, hanlarda yatar, Cuma günü Cuma namazı kılar, ihtiyaçlarını görür ve akşama köylerine binekleri ile geri dönerdi. O zamanları dolmuş, otobüs taşımacılığı pek gelişmemişti.
Kalaycı Hocamız arkadaşının "Alaiye ye beraber gidelim seni Çırpanlı Hocamızla tanıştırayım " teklifini kibarca bir iki hafta mazeret beyan ederek geçiştirir. Fakat son teklifinde artık mazeret bulamaz olur. Beraber Alaiye ye gelirler. Arkadaşını kıramadığı için gittiğinden, giderken yolda devamlı içinden "Abdestimi alırım, namazımı kılarım ama tarikata girmem" düşüncesini tekrar eder. Alaiye ye varırlar. Hana yerleşirler. Sonra Çırpanlı Hocamızın Hacet Mahallesinde portakal bahçeleri içindeki evine varıp ziyaret ederler. Çırpanlı Hocamız "Abdestini alıp namazını kılan Müslümanların dini güzel yaşaması için tarikata girmesi elzemdir " diye nasihatta bulunur. Kalaycı Hocamıza "Rabıtayı Şerifeyi" tarif buyurur. Kalaycı Hocamız " sen tarif et ama ben yapmam" diye bir düşünceye sahip. Kalkıp hana gelirler. Yatarlar. Kalaycı hocamız vazife almadan da devamlı teheccüd namazı kılarmış. O gün de teheccüde kalkmış. Teheccüdü kılınca " dur bakalım şu tarif edilen rabıtayı bir yapayım" der. Usulünce rabıtaya başlar. Öyle bir feyiz alır ki, başlar ağlamaya. ""Bu güne kadar boşuna yaşamışım " der. Sabah namazına kadar Rabıtai şerife ye devam eder. Sabah namazını kılar fakat rabıtanın tadını bırakamaz. Sabah namazından sonra da devam eder. Handakiler işine gücüne gider o, hancı gelip " arkadaş çık artık ben hanı temizleyeceğim" diyene kadar rabıtayı şerife ye devam eder. Kalaycı Hocamız handan çıkar. Rabıta yı şeriften o kadar zevk almış ki, rabıta yapacak bir yer arar. Kuyular önü camiine gider. Kimse rahatsız etmesin diye sermahfele çıkar. Rabıtayı şerife ye devam eder. Zamanın nasıl geçtiğini bilemez. Birisi dürter. "Arkadaş ne uyuklayıp durusun? Kalk abdest al . Cuma vakti geldi" der. Bakmış ki öğle olmuş, cami dolmuş, namaz başlayacak. O derece rabıta yı şerifenin tadını almış.
Çırpanlı Hocamızla tanışan Kalaycı Hocamızın hayatı değişmiştir. Çırpanlı Hocamıza büyük bir saygı ve tazim duymaya başlamıştır. Kendisinin de Hazreti Üstazımızla tanışma isteği olur. Hazretimizle tanışır. İlerlemiş yaşına rağmen Hz Üstazımızda okur. Müftülük imtihanına girer. Afyon Emirdağı ilçesine müftü tayin olur. Orada hem müftülük hem de Kur an kursu hizmeti yapar. Emirdağlı Hasan Hoca yetiştirdiği talebelerinin en maruflarındandır. İki sene de Keçiborlu Müftülüğü yapar. Daha sonra 1956 senesinden 1961 senesine kadar Korkuteli müftülüğü yapar. Korkuteli müftülüğünden Elmalı Müftülüğüne tayin olur. Burada 10 sene kadar hizmet eder. Hizmetlerinden rahatsız olan diyanet işleri tarafından Çemişgezek müftülüğüne sürülür. Fakat yaşı ilerlediği ve mevcut olan sağlık durumları nedeniyle Çemişgezek e gitmez. İstifa eder.
Rivayet olunur ki, mana aleminde Rabiatül Adeviyye Hazretlerinin arzusu ile alimesi az olan hanımları okutma vazifesi verilir. Erkekler camiye Cumaya gider, hoca ve vaaz dinler. Fakat hanımlar bu nimetten mahrumdur. Hanımların da dini ilim ve terbiyeden nasibini alması gerekir. O sene hacca gider. Ve o sene " Haccı Ekber" e rastlar ve hac farizasını yapar. Dönüşünde Antalya eşrafından "Bekir ÖZTÜRK " Bey in Kurs olarak dizayn edilen evinde 26 kız talebesine ulumi diniyyeyi okutur. Bu 26 talebe Hocahanım olur ve kız yurtlarımızın temelini teşkil ederek kız ve hanımlara yönelik irşat hizmetlerine başlarlar.
Hanei saadetlerindeyken bir gün muhtereme hanımları ile otururken bir " Amenerrasulü " okuyan ses duyarlar. Bu ses nereden geliyor acaba diye aramaya başlarlar. Odaları gezerken ses te onlarla gezmekte ve güzel ve lahuti bir ses ile kıraat devam etmektedir. Sesin geldiği yeri bulamazlar. Sonunda hanımı " Efendi ses sizin göğsünüzden içinizden geliyor" der. Hakikaten ses hoca efendinin kalbi şerifinden gayri ihtiyari şekilde gelmektedir. Tarih boyunca tasavvuf ehillerinde böyle ve buna benzer garip hadiselerin vaki olduğu menakıp kitaplarında fazlasıyla menkuldür. Hazreti Ömer zamanında bir Cuma günü hutbedeki Hz Ömer hutbeyi keser, uzaklar bakıp bir miktar durduktan sonra " Ya Sariye el cebel" diye bağırır. Zaman sonra dönen ordu komutanına sorarlar. Cevaben tam o vakitte Hz Ömer in sesini duydum. Dağ tarafına baktım. Düşman pususunu gördüm ve tedbir aldım düşman tuzağından kurtulduk dediği meşhurdur.
Kalaycı Hocamızın Alanya Demirtaş mezarlığı civarında evi vardı. Bazen oraya gelirdi. Evinin hemen yanından köy dolmuşları geçerdi. Dağ köylerinden bir akrabası dolmuşa binip yatılı ziyaretine gelir. Dolmuşlar akşama doğru köylerine döner. Misafir de bir gün yatılı kalıp ertesi gün dolmuşlarla köyüne dönecektir. Kalaycı hocamız misafiri çok ama çok sever idi. Misafirlerine yemek, çay, kahve ikramlarını bizzat kendisi yapar ve bundan çok memnun olurdu. İkram etmeyi severdi. Misafiri ile sohbetten ikramlardan sonra yatılır. Sabah kahvaltı yapılır. Usuldür " nasıl rahat edebildiniz mi ? diye sorulur. Hocamız da misafirine sormuş. "Nasıl rahat edebildiniz mi " diye. Misafiri de Alanya tabiri ile " ay efendim çok rahat ettim. Yatağınız da çok rahatmış" der. Sohbet ve muhabbetlerden sonra köy dolmuşlarının dönme vakti gelir. Hocamız bağ ve bahçesinde olanlardan hediye hazırlattırır. Dolmuş gelip misafir uğurlanırken hediyeler arasında bir de yatak balyası vardır. Misafirin yükleri dolmuşa yüklenirken misafir " Hoca emmi bu balya nedir" der. Hocamız " o sizin yattığınız yataktır. Hoşunuza gitmiş size hediyem olsun" rahat rahat istirahat edersiniz der. Akrabalarından dinlediğimize göre çok eli açık biriydi. Hediye ve ikramı çok ama çok severdi.
Kalaycı Hocamıza Hazretimiz "sen yüz yaşına kadar yaşayacaksın " buyurur. Son zamanlarında birkaç hastalıktan muzdariptir. Son zamanlarında Antalya da ikamet etmekteydi. Vefatından dört gün önce Müftü Remzi abiyi çağırır. Hazretimizin işeret buyurduğu 100 yaş ebced hesabı ile şifredir. Ben önümüzdeki Cumayı Cumartesiye bağlayan gece vefat edeceğim der. Bu sözleri Salı günü söyler. Perşembe günü komaya girer.
Buyurduğu gibi Cumayı Cumartesiye bağlayan gece vefat eder. Vefat ettiğinde tarihler 15 Ocak 1983 tarihini göstermekteydi.
Vasiyetinde Alaiye ye Çırpanlı Hocamızın yanına defnedilmeyi ister. Çırpanlı Hocamızı dünyanın dört bir yanından ziyarete gelen olur. Onların Fatiha ve dualarından ben de hisseyab olmak isterim der. Benim mezarım hocamın mezarının aşağı tarafında olsun der. Benim mezarımı normalden bir karış derin kazın. Hocamdan her yönden aşağıda olmalıyım. Edep bunu gerektirir der. Damadı Mehmet ÖZGEN bey in bu isteklerine uyan mezar yerine defnedilir. Alaiye nin vefalı ve aziz insanları vasiyetini aynen yerine getirir. Dünyanın dört bir yanından Çırpanlı Hocamızı ziyarete gelen kadirşinas ziyaretçilerin hediyelerinden hisseyab olmaktalar.
Cennet mekan Kemal Kacar Ağabeyimiz Kalaycı Hocamız hakkında ara ara "Kibarı evliyadan " buyururlarmış. Ara ara da "Kalaycı Hoca ,Selçuklu da hanımlara yönelik dini tedrisat yok idi, Osmanlıda da hanımlara yönelik dini tedrisat yok idi. Hanımları okutmak size nasip oldu" buyururlarmış..

Dünya menfaati için gösteriş yapan (sahte şeyh ve evliyalara) yapılacak azâb, zinâkâr kadınlara yapılan azabın 70 katı olacaktır.

 Şeyh es-Safi (k.s.) hazretleri buyurdular: "Marifet iddia edip, irşâd makamına oturanlar; dünya menfaati için gösteriş yapan (sahte şeyh ve evliyalık taslayanlara) yapılacak azâb, zinâkâr kadınlara yapılan azabın yetmiş (70) katı olacaktır." .(Ruhü’l Beyan Tercümesi C:3 S:562-563)

__ÇOK ÖNEMLİ BİR HADİSİ ŞERİF_____ _____HANIM KARDEŞLERİM OKUYUNUZ____ Bir gün Peygamber Efendimiz kalkıyor, kızı Fatıma'nın evine geliyor.

 MUTLAKA OKUYUN_________

_____ÇOK ÖNEMLİ BİR HADİSİ ŞERİF_____
_____HANIM KARDEŞLERİM OKUYUNUZ____
Bir gün Peygamber Efendimiz kalkıyor, kızı Fatıma'nın evine geliyor...
Eve girdiğinde görüyor ki, Fatıma Validemiz oturmuş elinde beyinin elbisenin söküğünü dikiyor.
Ayağıyla da Hz. Hasan'ın beşiğini sallıyor, ağzıyla da Kur'ân-ı Kerim okuyor.
Bu haldeyken Efendimiz (Aleyhissalâtü
Vesselâm) içeri girince hemen Fatıma
Validemiz, "Buyur Babacağım" diye ayağa
kalkıyor...
Ama Efendimiz (Aleyhissalâtü Vesselâm
"Kalkma kızım, otur otur" diyor, ısrar ediyor,
ama Fatıma Valedimiz ayağa kalkıyor.
Efendimiz (Aleyhissalâtü Vesselâm) buna
rağmen, "Keşke otursaydın" diye ısrar edince,
Fatıma Validemiz de merak ediyor:
"Babacığım, sen gelirsin de ben sana ayağa
kalkmaz olur muyum? Niye otursaydım ki?"
Efendimiz (Aleyhissalâtü Vesselâm)
Fatıma'nın oturma sebebini şöyle anlatır:
"Kızım, hanımlar çok bahtiyardırlar,
mesutturlar, kazançlıdırlar.
Ben kapıdan içeri girdiğim zaman buranın
meleklerle dolu olduğunugördüm.
"Babacığım, bu kadar melek niçin gelmiş
buraya?"
Herbirisi de bir başka sebeptengelmişti senin
evine.
Sen elinle kocanın elbisesinin yırtığını
dikiyorsun, hizmet ediyorsun, işte meleklerin
bir kısmı senin kocana hizmet edişinden dolayı
gelmişlerdi.
Bir hanımın gönül rızasıyla kocasına hizmet
etmesi meleklerin tebrik edeceği bir ibadettir.
Diğer bir kısmı da elinle kocanın elbisesini
dikerken, ayağınla da oğlunun beşiğini
sallıyordun.
Bir hanımın çocuğuna bakması, isteyerek,
severek, şefkatle, sevgiyle hizmet etmesi
meleklerin gelip seyredebileceği bir hizmettir.
Meleklerin bir kısmı da oğlun Hasan'ın
beşiğini salladığın için gelmişlerdi.
Diğer bir kısmı da, sen ağzınla da boş
durmuyor, Kur'ân-ı Kerim okuyordun, İşte
büyük bir kısmı da senin okuduğun Kur'ân-ı
Kerimi dinlemek için gelmişlerdi" diyor ve ilave
ediyor:
Kızım, hanımlar çok şanslıdırlar, eğer
niyetlerini düzeltirlerse, eğer duygularını
düzeltirlerse, eğer bu saydığım hizmetleri
şuurla, ibadet kasdıyla yaparlarsa, onların
yaptığı bütün işler ibadet yerine geçer.
Bir hanımefendi İslâm şuuruyla hayatına
bakarsa, zengin bir din kültürüyle hayatını
zinetlendirirse, kendi dünyasını İslâmî ölçülerle
böyle güzelleştirirse bu hanımın ev hizmeti de
ibadettir. Daha doğrusu hanımların Cennete
gitmeleri beylere nisbetle daha öncelikli, daha
kolaydır. Bu da hanımlar için çok sevindirici,
memnuniyet verici bir müjdedir…
Rahmanın güzel Kulları Mübarek Cumamız Alllah'ımızın rızasına ve hayırlara vesile olsun. ÂMİN ÂMİN ÂMİN

23 Şubat 2022 Çarşamba

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Ve bir vakit de Mûsâ kavmine dedi ki: Ey kavmim! Allâhü Teâlâ’nın, sizin üzerinize olan nimetini düşününüz ki; içinizden peygamberler gönderdi ve sizleri hükümdarlar yaptı ve âlemlerden hiçbir kimseye vermediğini sizlere verdi.” (Mâide Sûresi, âyet 20)

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Mûsâ (a.s.) dedi ki, ‘Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabb’im sizin de Rabb’iniz (olan Allâh)’a sığındım.” (Mümin Sûresi, âyet 27)

 Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): Mûsâ, (Firavun’un niyetini işitip telaşa düşen) kavmine dedi ki: Allâhü Teâlâ’dan yardım talep edin ve (onların ezâlarına) sabrediniz. Muhakkak bütün yeryüzü Allâh’ındır. Ona, kullarından dilediğini vâris kılar. (Hayırlı) âkıbet, müttakîlerindir. (‘raf Sûresi, âyet 128)

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.): “Sizden birinizin, her gece Kur’ân-ı Kerîm’in üçte birini okumaya gücü yetmez mi?” buyurdular. (Ashâb-ı Kirâm) “Buna kimin gücü yeter (yâ Resûlallah)” dediler. “(Kur’ân-ı Kerîm’in üçte birine muâdil olan) Kul hüvallâhü ehad’ı okuyan(ın gücü yeter).” buyurdular. (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat)

 Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Şâyet Mûsâ (a.s.) (gökten yere) inse ve siz de beni terk edip ona tâbi olsaydınız, muhakkak dalâlete düşmüş olurdunuz.” (Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Fitne ve fesad zamanında ibadet etmek, bana hicret etmek gibidir.” (Sahîh-i Müslim)

 Allâhü Teâlâ buyurdu (meâlen): “Bununla beraber müminlerin hepsi birden seferber olmayıp her kabileden bir tâife toplansa da, dinde fıkıh tahsil etseler (dînî ilimleri iyice öğrenseler) ve kavimleri döndükleri zaman onları Allâh’ın azabıyla korkutsalar ya! Umulur ki onlar sakınırlar.” (Tevbe Sûresi, âyet 122)

22 Şubat 2022 Salı

Gümüş aynı zamanda iyi bir manyetik alan önleyicidir,bu nedenle cep telefonlarının ve baz istasyonlarının neden olduğu elektromanyetik alanların zararlarından korunmak için gümüş ipliğinden üretilen giysiler tercih edilmektedir

 Avrupa'da yaşanan veba salgınında kıtanın üçte biri ölürken çingenelerden hiç ölüm olmamıştır. Çünkü çingeneler gümüş ve kalay konusunda uzmandırlar. O dönem gümüşü damar yoluyla vücutlarına zerk ediyorlardı. Yani Avrupa vebadan kavrulurken çingenelere hiçbir şey olmamıştı

Çocuklar gluten,inek ürü

 Çocuklar gluten,inek ürünleri ve şekeri çok yedikleri için beyin sisi oluşmaktadır. Okuduklarını anlamama,idrak edememe sıkıntısı baş gösterir. Bunun için Schussler 2-3-5-7,lipozone D3K2 ve krill oil almaları gerekir. Biberiye yağını koklamak beyin aktivasyonunu %75 artırır.

Biberiye yağı beyin aktivasyonunu %75 artırmaktadır

Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: “Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.” (Müslim, Birr, 66)

 Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Mümin kardeşine tebessüm etmen sadakadır." (Tirmizî, Birr 36)

Rasûlullah ﷺ üç aylar girdiğinde şöyle duâ ederdi: “Allahım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” (İbn-i Hanbel, Müsned, 1/259)

 Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:

"İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a şükretmiş olmaz.” (Ebû Dâvûd, Edeb 11)

Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: "Mü’minlerin iman yönünden en kâmil olanı, ahlâkı en güzel olanıdır." (Tirmizî, Radâ’ 10) Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: "Allah Teâlâ, yaşından ötürü bir ihtiyara saygı gösteren gence yaşlılığında hizmet edecek kimseler lütfeder." (Tirmizî, Birr, 75)

 Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:

“Şayet insanlar zalimi görüp de onun zulmüne engel olmazlarsa Allah çok geçmeden onların hepsini kapsayacak bir azap gönderir.” (Ebû Dâvûd, Melâhim 17)


Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: “Dünyada sanki yabancı gibi ol ya da kendini bir yolcu kabul et. Ayrıca kendini ölmüş, kabre girmiş olanlardan say.” (Buhârî)

Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: “Başka bir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde Allah Teâlâ, güzel ve mevki sahibi bir kadının gayr-i meşru davetine ‘Ben Allah’tan korkarım.’ diye yaklaşmayan yiğidi arşının gölgesinde barındıracaktır.” (Buhâri, Ezân, 36)

 Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:

“Allah, bir kuluna hayır murâd ettiğinde onu insanların ihtiyaçlarını karşılama yolunda istihdâm eder.” (Süyûtî, II, 4/3924)

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mü’minin ömrü uzarsa, hayrı artar.” (İbn-i Hanbel)


Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: “(Yabancı) bir kadınla bir erkek bir yerde baş başa kaldıklarında üçüncüsü şeytandır.” (İbn-i Hanbel, III, 339)

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kimseye şer olarak müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi yeter.” (Tirmizî, Birr 18)

 Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: "İman biri diğerini tamamlayan iki yarımdır: Bir yarısı şükür, diğer yarısı da sabırdır."

(Ali el-Kârî, Mirkât, IX, 89)


Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: “Her kul öldüğü hal (amel) üzere diriltilir.” (Müslim, Cennet 8)

 Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:

“Allah Teâlâ, abdestsiz kılınan namazı ve haram maldan verilen sadakayı kabul etmez.” (Müslim, Tahâret 2)

21 Şubat 2022 Pazartesi

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.): “Sizden birinizin, her gece Kur’ân-ı Kerîm’in üçte birini okumaya gücü yetmez mi?” buyurdular. (Ashâb-ı Kirâm) “Buna kimin gücü yeter (yâ Resûlallah)” dediler. “(Kur’ân-ı Kerîm’in üçte birine muâdil olan) Kul hüvallâhü ehad’ı okuyan(ın gücü yeter).” buyurdular. (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat)

  EFENDİMİZ (S.A.V.)’İN MERHAMETİ

Uhud’da atılan taşların isabet etmesiyle Hz. Peygamber (s.a.v.)’in mübarek yüzü kana boyandı. Bu hali ile yine Kureyşliler’in ıslahı için, “Allah’ım, kavmime hidayet ver. Çünkü onlar bilmiyorlar” duâsını ahad olan Allah (c.c.)’un dergâhına arzediyordu.
Bilinmeli ki, işkenceye sabretmek nefsin cihadıdır. Cenâb-ı Hakk nefsi, kendisine bir zarar, bir kötülük geldiği zaman rahatsız olsun ve elem çeksin diye yarattı. Bunun içindir ki, Hz. Peygamber (s.a.v.)’e bu işkence güç geldi, acı çekti fakat sabretti. Çünkü sabredenlere Cenâb-ı Hakk’ın verdiği ecir ve sevabın sonsuz olduğunu biliyordu ve işkenceye sabretmek, dayanmak, kendisine gelen bir belâ hakkında idi. İslâm dini hakkında değildi. Eğer İslâm dinini küçültüp ona ihanet, hakaret edilseydi o zaman Cenâb-ı Hakk’ın şerefli emrine uyup Kur’an-ı Kerim’deki meâlen; “Ey Peygamber, kâfirlerle, münafıklarla savaş, onlara karşı sert davran...” (Tevbe s. 73) hükmüne göre kâfir ve münafıklarla savaşır, onlara karşı sert ve şiddet gösterirdi. Kendisine gelen haksızlıklara karşı sabırlı idi.
İmâm Buhâri, Enes bin Mâlik (r.a.)’in şöyle anlattığını söylüyor: “Ben Hz. Peygamber (s.a.v.)’le gidiyordum. Resûlullah (s.a.v.)’in sırtında kenarları kalın bir aba vardı. Bir Arabî geldi ve abasına yapışıp kuvvetli çekti. Mübarek omuzunun üstünde abanın kaim kenarının geldiği yere baktım çizilmişti. Sonra Arabî, “Ya Muhammed (s.a.v.), emret, Allah (c.c.)’un malından bana versinler” dedi. Hz. Peygamber (s.a.v.) dönüp ona baktı, gülümsedi ve kendisine mal verilmesini emir buyurdu.
İşte nefsi ve malı yönünden gösterdiği bu sonsuz sabır ve fedakarlıkla, güzel ve seçkin ahlâkıyla insanları kendine bağladı, itaât ettirip İslâm’a getirdi. Zorla ve nefretle değil, isteyerek ve severek müslümanlığı kabul ettirdi.
(İmâm Kastalanî, Mevahib-ü Ledünniye, 326.s.)

20 Şubat 2022 Pazar

hadis-i şerif Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallähü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: Gizli (kimsenin görmediği yerde) yapılan dua, açıktan (başkasının gördüğü yerde) yapılan yetmiş duaya denktir. (Suyüti, el-Câmiu's-Sağir)

 





GÖZ HASTALIKLARIMIZIN ASIL SEBEBLERİNİN EKSİK VİTAMİNLER OLDUĞUNU UNUTMAYALIM m.ulaş

 

GÖZ HASTALIKLARIMIZIN ASIL SEBEBLERİNİN EKSİK VİTAMİNLER OLDUĞUNU UNUTMAYALIM m.ulaş
Bazı göz hastalıkları erken dönemde tedavi edilmediklerinde ilerleyerek görme kaybına varan kalıcı hasarlara neden olabilir. Beslenmenizde göz sağlığına iyi gelen vitaminlere yer vererek göz sağlığınızı koruyabiliriz.
A VİTAMİNİ
A vitamini, gözün görüşünde önemli bir rol oynar. Hayvansal gıdalarda bulunan A vitamini özellikle gece görüşünün güçlenmesine destek olur. A vitamini aynı zamanda düzenli kullanımda kataraktın yanı sıra gece körlüğü ve makula dejenerasyonuyla karşılaşma riskini azaltıyor.
A vitamini hayvansal gıdalar dışında portakal, havuç, buğday, maydanoz ve yumurta sarısında bulunuyor.
B1 VİTAMİNİ
B1 vitamini eksikliğinde göz siniri hasarı ortaya çıkabiliyor.
B1 vitaminini en çok koyun ve sığır eti, balık, süt, yumurta, kepek, buğday, bira mayası, taze sebze ve meyvelerde bulunuyor.
B2 VİTAMİNİ
B2 vitamini metabolizmanın işleyişini doğrudan etkiliyor. Göz yorgunluğunu engelliyor. Eksikliği ise gözlerde ışığa karşı hassasiyet ve yanma hissine yol açabiliyor.
B2 vitamini en çok peynir, badem, kırmızı et, yağlı balıklar, yumurta (haşlanmış), mantar, susam, yeşil yapraklı sebzelerde (ıspanak, brokoli) bulunur.
B6 VİTAMİNİ
Göz sağlığının korunması üzerinde etkilidir.
B6 vitamini; kepekli tahıllar, kurutulmuş baharatlar, antep fıstığı, sarımsak, ciğer, balık, fındıkta bulunur.
B 12 VİTAMİNİ
Vücuttaki B12 vitamini eksikliği gözde yanma/kızarıklık, kornea ve ışık hassasiyeti gibi problemleri beraberinde getirir.
Karaciğer, dalak, böbrek, midye, alabalık, karides, takviye tahıl gevrekleri (veganlar için), ton balığı, süt, peynir, yoğurt ve yumurta B12 vitamini açısından en zengin temel besin kaynaklarıdır.
C VİTAMİNİ
C vitamini göz sinirlerindeki hasarı önlüyor. Katarakt gelişme riskini azaltıyor.
C vitaminini genel olarak taze meyvelerde ve sebzelerden alabilirsiniz.
D VİTAMİNİ
D vitamini özellikle miyop, göz tansiyonu üveit ve yaşa bağlı makusa dejenerasyonu gibi görme kaybıyla ilerleyen hastalıklarda önemli koruyucu etkiye sahiptir.
Balık, balık yağı, tereyağı, karaciğer, kırmızı et, yumurta, sebzeler D vitamini içerir. Ayrıca güneş önemli bir D vitamini kaynağıdır.
E VİTAMİNİ
Retina dejenerasyonunu önlemeye yardımcı oluyor. E vitamini, ceviz, badem gibi kuru yemişlerde, zeytinyağı ve ayçiçek yağında, ayrıca kivi, muz ve mango gibi meyvelerde bulunuyor.
Omega-3 ve Omega-6 yağ asitleri de göz kuruluğunu azaltıyor. Somon ve ton balığının yanı sıra ceviz ve keten tohumunda bulunan Omega-3 ve 6 yağ asitlerinin, retina gelişimi açısından oldukça faydalı olduğu biliniyor.ALINTI



Hadis-i Şerif : “İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, bir mescitte bin veya daha çok insan namaz kılacak, fakat içlerinde hakiki manada bir tek mümin bile bulunmayacak.” (Ramuzu’l-Ehadis, Harfu Sin)...

 Hasan Bozkurt

zamanımızdan bahsediliyor..

Hadis-i Şerif : Evvabin namazı kılanlara; on iki senelik nafile ibadet sevabı verilir. (Tirmizi)

 Ehl-i Sünnet Hanefi

.................Evvabin namazı, Akşam namazının hemen ardından mümkünse dünya kelamı konuşmadan kılınır. Bu namazı kılanlara; on iki senelik nafile ibadet sevabı verileceği hadisi şerifte müjdelenmiştir.(Tirmizi)

Hadîs-i şerîfte, Mi’râc (Receb-i Şerîfin 27.) gecesinin gündüzünde oruç tutana altmış ay oruç sevâbı yazılacağı va’dedilmiştir.

İbn Tavus : Kafir adil hükümdar daha iyidir. Çünkü onun küfrü kendine, adaleti halkadır.

 Ehl-i Sünnet Hanefi

........... Moğol hükümdarı Hülagu, Seyyid İbn Tavus’a sormuş: - "Kafir adil bir hükümdar mı yoksa Müslüman zalim bir hükümdar mı?”. - ​İbn Tavus demiş: -"Kafir adil hükümdar daha iyidir. Çünkü onun küfrü kendine, adaleti halkadır. Müslüman zalim hükümdarın ise Müslümanlığı kendisine zulmü halkadır."

Halife Hazret-i Ömer hastalanmıştı. Doktorlar kendisine bal kullanmayı tavsiye etmişlerdi. O mevsimde çarşıda bal satılmıyordu, fakat devlet hazinesinde bol miktarda bal vardı. Hazinedeki baldan, hastalığa ilâç olacak kadar alamayacağını bilen Hazret-i Ömer; halkı camiye toplamış ve tedavisi için bir miktar bal almaya izin istemiş ve halk müsaade edince alınıştı.

Bir kimse, haram olduğu kesin olarak bilinen fiilleri işlerken "Bismillah" derse dinden çıkar.

 









Ehl-i Sünnet Hanefi

....... İmam-ı Azam Ebu Hanife ra. nın Fıkh-ı Ekber’inde ve asırlarca Osmanlının kaynak eseri olan Mülteka’ın şerhi olan Dâmâd’da şöyle yazıyor. : "Bir kimse, haram olduğu kesin olarak bilinen fiilleri işlerken Bismillah derse, imanı tehlikeye girmiş olur. Mesela; kumar oynarken, şarap içerken, zina ederken, yenmesi haram olan bir malı (kul hakkı) yerken "Bismillah" derse dinden çıkar. Çünkü bu insan Allah’ın ismini hafife almış, onunla alay etmiş oluyor.






18 Şubat 2022 Cuma

Zemzem, Hazreti İsmail âleykümselâmın mucizesidir... Zemzem suyu içinde Cennet Kevseri ırmağından karışım olduğunu bildiren İslâm âlimlerimiz var... Zemzem, müşrike sadece gıdadır, Müminlere hem gıda hemde şifadır, buyuruldu. Bedeninde Zemzem variken vefat eden Müslümanın bedenini Cehennem ateşi yakmaz, buyuruldu.. Zemzem kuyusu üzerinde edilen Dua kabul olur,buyuruldu.

Yapma İslam'ın kızı yapma. Bir iki haram göze güzel görüneceğim diye yarın cehennemde o mahrem yerlerine kızgın demirler basılmasına razı olma

 


Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Ve bir vakit de Mûsâ kavmine dedi ki: Ey kavmim! Allâhü Teâlâ’nın, sizin üzerinize olan nimetini düşününüz ki; içinizden peygamberler gönderdi ve sizleri hükümdarlar yaptı ve âlemlerden hiçbir kimseye vermediğini sizlere verdi.” (Mâide Sûresi, âyet 20

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Ve bir vakit de Mûsâ kavmine dedi ki: Ey kavmim! Allâhü Teâlâ’nın, sizin üzerinize olan nimetini düşününüz ki; içinizden peygamberler gönderdi ve sizleri hükümdarlar yaptı ve âlemlerden hiçbir kimseye vermediğini sizlere verdi.” (Mâide Sûresi, âyet 20)

 İbrahim Aleyhisselâm’ı Ateşe Attıkları Zaman Bütün Melekler, Vahşi Hayvanlar ve Kuşlar Ağlaştılar ve Etrâfında Toplanıp, İbrahim Aleyhisselâm’a Bir Yardım Yapabilmenin Çâresini Aradılar. Bunların Arasında Zayıf Bir Bülbül Yavrusu Vardı. Kendini Ateşe Atacağı Sırada Hakk Teâlâ, Cebrâil Aleyhisselâm’a Emredip Buyurdu ki:

▬ “O Kuşu Tut ve Ne Dileği Olduğunu Sor!”
Cebrâil Aleyhisselâm Kuşu Tutup İstediğini Sorunca, Kuş Dedi ki:
▬ “Halîlullâh’ı Ateşe Atıyorlar. Mademki Kurtarmaya Kadir Değilim, Bâri Onunla Beraber Ben de Yanayım.”
Hakk Teâlâ Buyurdu ki:
▬ “O Kuşun Benden Dileği Nedir?”
Bülbül Şöyle Arz Etti:
▬ “Benim Dünyâda, Hakk Teâlâ’nın Adını Ânmaktan Başka Arzum Yoktur. Binbir İsmi Olduğunu İşittim. Yüz Birini Biliyorum. Dokuz Yüz İsm-i Şerifini de Bilmek İsterim.”
Hakk Teâlâ Kuşun Dileğini Yerine Getirdi.
Şimdi Sahralarda Feryâd Eden Bülbül, Hakk Teâlâ’nın İsmini Söylemektedir. Nemrud’un Ateşi, İbrahim Aleyhisselâm’a Gülistan Olunca, Bülbül Gelip Gül Ağacında Nağmeye Başladı. O Zamandan Kıyâmete Kadar, Gül Ağacına Muhabbet Etti, Âşık Oldu.