KUL HAKKI…
Bâyezîd-i Bestâmî yağmurlu bir havada Cumâ namazına gitmek için evinden çıktı. Sağanak hâlinde yağan yağmur, yolu çamur hâline getir-mişti. Yağmur bitinceye kadar bir evin ihâta duvarına dayandı. Çamurlu ayakkabılarını duvarın taşlarına sürerek temizledi. Yağmur yavaşlayınca câmiye doğru yürüdü. Bu sırada aklına bir mecûsînin duvarını kirlettiği geldi ve üzülerek;
—Onunla helâlleşmeden nasıl Cumâ namazını kılabilirsin? Başkasının duvarını kirletmiş olarak nasıl Allahü Teâlânın huzurunda durursun? diye düşündü ve geri dönüp o mecûsînin kapısını çaldı. Kapıyı açan mecûsî;
—Buyrun bir arzunuz mu var? diye sorunca;
—Sizden özür dilemeye geldim. dedi. Mecûsî hayretle;
—Ne özrü? diye sordu. O da;
—Biraz önce duvarınızı çamurlu ayakkabılarımı temizlemek mak-sadıyla kirlettim. Bu doğru bir hareket değil. Yağmurun şiddeti bana bu inceliği unutturdu. deyince, Mecûsî hayretle;
—Peki ama ne zararı var? Zaten duvarlarımız çamur içinde. Sizin ayağınızdan oraya sürülen çamur bir çirkinlik veya kabalık meydana getirmez. dedi. Bâyezîd-i Bestâmî (k.s.) Hazretleri,
—Doğru ama, bu bir haktır ve sâhibinin rızâsını almak lâzımdır. dedi. Mecûsî;
—Size bu inceliği ve insan haklarına bu derece saygılı olmayı dininiz mi öğretti? diye sorunca;
—Evet, dînimiz ve bu dînin peygamberi olan Muhammed aleyhisse-lâm öğretti. dedi. Mecûsî;
—O hâlde biz niçin bu dîne girmiyoruz? diyerek kelime-i şehâdet getirip müslüman oldu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder