10 Şubat 2022 Perşembe

"Kim bir insanı bir can karşılığı veya yer yüzünde fesat ve bozgunculuk çıkartmak karşılığı olmaksızın haksız yere öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir." (Maide suresi 32 ayet)

 

🍁BismillârRahmânirRahîm🍁
CENNET MEKAN OLSUN SULTAN
ABDULHAMİD HAN

Doğumu: 12 eylül 1842
Vefatı: 10 Şubat 1918

"Kim bir insanı bir can karşılığı veya yer yüzünde fesat ve bozgunculuk çıkartmak karşılığı olmaksızın haksız yere öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir."
(Maide suresi 32 ayet)

✔Bugün yani 10 Şubat 2021 Cennet mekan Ulu Hakan Abdulhamid Han Hazretlerinin vefatının 101 yıl dönümü. Rahmetle, minnetle, şükranla anıyoruz. Makamı Âlî, mekanı Cennet, komsusu Sevgililer Sevgilisi Hazreti Muhammed Mustafa (Salllahu Aleyhi Vesellem) Efendimiz olsun. Amin!

✔Ulu Hakan Sultan Abdulhamid Han Hazretleri bundan yaklaşık 111 yıl önce tarihimizin yüz karası 31 Mart 1908 olayı ile içimizdeki hainlerin ve dışımızdaki düşmanların elbirliği ile tahtından indirildi ve sonunda üç kıtaya yayılan koskoca İmparatorluk yıkıldı. Cumhuriyetle birlikte hilafete son verildi ve geride kalan Osmanlı Hanedanı Sultan Vahidüddin ile birlikte sürgüne gönderildi.

✔Adına "İnkilap" denen Devrim yasaları ile eski şanlı tarihimize ve geçmişimize ait her ne varsa adeta üzerine bir sünger çekildi yok edildi.

SULTAN ABDULHAMİD HAN
HAZRETLERİNİN DUASI:

✔Allahım! Hakkımı helal etmiyorum!

✔Şahsımı değil milletimi bu hale getirenlere hakkımı helal etmiyorum!..

✔Beni benim için lif lif yolsalar, cımbız cımbız zerrelerimi koparsalar, sarayımı yaksalar, hanümanımı, hanedanımı süründürseler, çoluğumu çocuğumu gözümün önünde parçalasalar helal ederdim de, Sevgililer Sevgilisi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) in yolunda yürüdüğüm için beni bu hale getiren ve milletimi bu hale getiren ve milletimi ateşe atan insanlara hakkımı helal etmiyorum!..

✔Allah'ım! Mukaddes isimlerine kurban olduğum Allah'ım!

Ya Âdil!

✔Bana kızıl sultan adını takan ve devrilmem için ellerinden geleni yapan Ermenileri şimdi beni devirenlere parçalattırıyorlar!

✔Bu Cellatları da kim bilir kimlere parçalatacaksın?..

Fakat Yâ Rahmân!

✔Rasulü'nün, Sevgili'nin, Kâinat'ın Efendisi'nin nurunu kaybeder gibi olduğu için bu hale gelen millete, rahmetinle, fazlın'la, lütfun'la tecelli et!..

Ya Kâdir!

✔Kunaktaki yavruyu gagasına almış kaçıran leş kuşunu düşürüp çocuğu kurtarmak ancak senin kudretine sığabilir! Leş kuşlarının gagasında kundak çocuğuna dönen milletimi kurtar Allah'ım!..

Yâ Mabûd!

✔Ömrümde tek vakit farz namazı kaçırdığımı hatırlamıyorum!

✔Ama tek vakit namazım olduğuna da nefsimde kuvvet bulamıyorum!..

✔Huzurunda eğileceğime, kaskatı kalıyorum. Ve duaa da ruh teslim edeceğime yatağımda kıvranıyorum! Sana kulluk göstermeyen bu kulunu affet Allahım! Eğer yılları tesbih dizisince süren Hükümdarlığımda seni bir kere anabildim, Rasulüne bir an bağlanabildimse duamı o bir kere ve bir an yüzüsuyu hürmetine kabul et!..

Yâ Sübhân!

✔Şu titrek elleri kıyamet gününde sana "Ümmetim, Ümmetim" diye yalvaracak olan Habibi nin eteğinde şimdi "Milletim, Milletim" diye dilenen bu ihtiyar'ın duasını geri çevirme!..Milletimi evvela "Ba'sü Ba-del Mevtsiz" bir ölümle yok etmeye götüren sahte kurtarıcılardan kurtar! Ve ona bir gün gelecek olan kurtarıcıları ve gerçek kurtuluşu nasip eyle!..

✔Benim bu dünya gözüyle görebilecek hiçbir saadet ümidim kalmadı.

✔Ayakta duramaz haldeyim!

✔Vadem ne gün dolacak Allahım?..

"İnnâ lillahi ve inna ileyhi raciûn"

"Bizler Allah'tan geldik yine ona dönücüleriz"
(Bakara suresi 156 ayet)


















BEN AĞLAMAYAYIM DA KİM AĞLASIN?
Sultan Ahmet camiine gidiyorum her sabah ne kadar erken gidersem gideyim mihrabın bir kenarında saçı sakalı bembeyaz olmuş ihtiyar bir adam ümitsizce bedbin durmadan ağlıyor. O kadar ağlıyor ki ağlamadığı tek dakikayı yakalayamadım. Nihayet bir gün yanına sokuldum. Muhterem dedim, Ah Efendim dedim, Allah’ın rahmetinden bir insan bu kadar ümitsiz olur mu? Niye bu kadar ağlıyorsun? Bana “Beni konuşturma” dedi, “kalbim duracak”. Ben çok ısrar edince ağlaya ağlaya anlattı.
Dedi ki : “Ben Abdulhamid Cennet mekânın devrinde bir binbaşıydım orduda. Bir birliğim vardı benim de. Annem babam vefat edince, servetimiz vardı payimal olmasın diye sadarete bir istifa dilekçesi gönderdim. Dedim ki annem babam vefat etti, falan yerdeki mağazalarımız, filan yerdeki gayri menkullerimiz... Bunlara nezaret edecek bir nezaretçiye ihtiyaç vardır. İstifam kabul buyurulursa, istifa etmek istiyorum.
Biraz sonra bana doğrudan doğruya hünkârdan bir yazı geldi, istifan kabul edilmedi. Öyle anlaşılıyor ki istifa dilekçem padişaha gönderilmişti. Ben bir daha dilekçe verdim yine aynı cevap geldi. Bizzat çıkayım huzuruna şifai olarak görüşeyim, bu celâdetli padişah cidden çok celadetli (yiğitlik, kuvvet ve şiddet). Ben yaveriyle uzun zaman bir yerde kaldım. Tuhaf gelir size nasıl sen kaldın diyeceksiniz? Yaşlı yaveriyle uzun zaman bir yerde kaldım, Abdülhamid faytonda giderken faytonun sağındaki solundaki nefes almaya bile korkarlardı, derdi. Medet Efendi. Allah rahmet etsin evliyaullahtan bir zâttı. Ben bizzat o celâdetli, haşmetli padişahın huzuruna çıktım. Hünkârım dedim. İstifamın kabulünü rica edeceğim dedim. Durumumuz budur dedim. Derin derin biraz düşündü. İstifa etmemi istemiyordu, yüzünün halinden belliydi. Israrıma da dayanamadı, öfkeli bir edayla, elinin tersiyle beni iter gibi “Haydi istifa ettirdik” dedi seni. Ben döndüm sevinerek geldim işimin başına.
Gece âlem-i manada orduların teftiş edildiğini gördüm. Gördüm ki son savaşı vermek üzere şarkında ve garbında savaşan orduları bizzat Rasul-i Ekrem teftiş ediyor. Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam yıldızın önünde duruyordu. Bütün Türk ordusu Aleyhissalatu Vesselam’a teftiş veriyordu. Osmanlı padişahlarının ileri gelenleri vardı. Abdulhamid de edeble, kemerbeste-i ubudiyetle kâinatın Fahr’ının arkasında duruyordu. Bütün ordular geçti. Derken benim birlik geldi; başında kumandanı olmadığı için darma dağındı. Efendimiz döndü Abdulhamid’e dedi ki
“Abdulhamid! Nerede bu ordunun kumandanı?”
Abdulhamid “Ya Rasulallah!, çok istedi, ısrar etti, istifa ettirdik.”.
Efendimiz; “Senin istifa ettirdiğini, biz de istifa ettirdik” buyurdu.
Ben ağlamayayım da kim ağlasın !?..”



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder