Manevî Şifalar
*Dışarıdan gelen vesveselere 11 Felak okunmalı, nefisten gelen vesveselere 11 Nas Suresi okunmalı.
*Cimriliğe karşı 11 defa Mâûn Suresi okunmalı
*Şirke karşı 11 defa Kafirûn Suresi okunmalı.
*Migrene karabaş balı kullanılmalı. Karabaş balı, beyin hastalıklarında damar açıcıdır.
*Kuyruk yağı romatizma, bel ve boyun ağrılarına iyi gelir.
*Kemik erimesine karşı kuyruk haşlanıp aç karnına yenmeli, belden alt kısmına tırnaklara kadar sürülmeli.
*Kalp damar tıkanıklıklarına karşı karabaş balı yenmeli.
*Kudret narı yağı, güzelleştirir, yüzde leke koymaz. İçilir ve hastalıklı yere sürülürse sedef hastalığını ve kaşıntıları yok eder.
*Ardıç yağı, antibiyotik yerine geçer. Ardıç yağına demiri koysan eritir, ama vücuda zarar vermez. Vücuttaki cerahati, iltihabı çıkarır, temizler. Vücut dengesini temin eder.
*Saf zeytinyağı ve kantaron, iç ve dış kanamaları önler, hücreleri yeniler, sinir uçlarını tamir eder. Kantaron yağı kanser ağrısını yok eder.
*Ağrı için ardıç yağı ve kantaron karışımı sürülür.
*Elmayı kabuğuyla yemek yüz güzelliği yapar.
*Çayı limonla içmek, çayın kan yapıcı özelliği yok etme keyfiyetini giderir.
*Saç için, kekik suyu ile saçlar yıkanır, dibine lavanta yağı sürülür. Kantaron yağı sürülür, saç diplerindeki cerahat boşalır, dibinden saç çıkar.
*Günlük 21 tane kuru üzüm hafızayı açar. Her birini besmele çekerek yemeli.
*Çörek otu baş ağrısını keser.
*Sütle kaynatılmış sarımsak bronşiti yok eder.
* Besmele ile 7 kez okunan Fatiha bütün hastalıklar için şifaya vesiledir.
* Besmele 786 kez okunursa her türlü müşkül halledilir.
* Besmele 19 kez okunursa kayıp eşya bulunur.
* 11 sayısı esma-ı ilahiyenin merdivenidir.
* Üzerinde zümrüt bulundurmak nazardan korur.
Her tavrın bir zerafeti vardır; oturmanın, kalkmanın, eşyaya bakmanın…Gönüllerdeki zerafet dışa yansıdıkca hayat güzelleşir. Bir zarif adam dedi ki: “Çocukluğumu hatırlarım, biraz hızlı yürüsem, ayağımı yere vurarak bassam; kızarak, parlayarak değil; inandırarak, anlatarak :”Her şeyin bir canı var yavrum, tahta incinmez mi ? Bizi üstünde gezdiriyor, bizim de ona hürmet etmemiz gerekmez mi?”derlerdi.Bardağı yere koyarken ses çıkarmak ayıptı. Bardak ve konulduğu yer incinmemeliydi…Uyandırılmak istenen kişinin yastığına hafifçe vurularak :”Âgâh ol erenler! “denilirdi. ..”Ben” diye konuşulmaz,”fakir” ifadesi kullanılırdı. Şayet ağızdan “ben” sözü kaçsa derhal ilave edilirdi “Benliğime lanet!”…Gelen misafirin ayakkabıları içeri doğru çevrilirdi. Kapıya doğru çevirmek,bir daha gelme, demekti.İçeri dönük ayakkabılarını giyen misafir, evdekilere arkasını çevirmeden giyer ve kapıdan çıkardı….”Kapıyı kapat!”denilmezdi Allah (CC) kimsenin kapısını kapatmasın diye,” Kapıyı ört, ya da, sırla.” denirdi. “Lambayı söndür.”denilmezdi Allah (CC ) kimsenin ışığını söndürmesin diye,”Lambayı dinlendir.”denirdi.Lamba yakılmaz, uyandırılırdı….Yolda karşılaşanlar temenna ederlerken el kalbe götürüldüğünde “muhabbetin yüreğimde. “, dudağa götürüldüğünde “yâdın dilimde”, başa götürüldüğünde “.başımın üstünde yerin var.”denilmek istenirdi……Canlı cansız her şeyin bir hatırı vardı eskiden. “
OSMANLI DÖNEMİNDE,
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder