Bu, dünyevî bir cezadır. Bunun ikincisini ve daha şiddetlisini, âhirette boynuna ateşten bir zincirin sarılması sûretinde görecektir. Bu kadına, Tebbet Sûresi’nin 4. âyet-i kerîmesinde “hammâlete’l-hatab” yani odun hamalı denilmiş ve bu lakap, kendisi için tarih sayfalarında ebediyen aşağılık bir ünvan olmuştur.
Ebû Leheb’in karısı, odun hamalı olarak cehenneme girecek, sırtında Ebû Leheb’i götürecek veya onun ateşinin alevini artırmak için dünyada küfrüne, arzusuna hizmet ettiğinden dolayı cehennemde de azâbına bu şekilde iştirâk ile hizmet edecektir. Çünkü (meâlen): “…Artık o ateşten sakınınız ki, onun çırası, yakacağı birtakım insanlar ile taşlardır. O ateş ise kâfirler için hazırlanmıştır.” (Bakara Sûresi, âyet 24) buyurulduğu üzere cehennemin odunu, çırası kâfirler olduğundan, küfre hizmet, cehenneme odun taşımak manâsında olur. Bu sebeple, Ümmü Cemîl’in sırtındaki cehennem odununun, Ebû Leheb’in kendisi olması en uygun, en beliğ manâ olur.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder