........................... TİMURLULAR DEVLETİ .........(Hicrî: 771-912; M.1370-1506) .....Timuroğulları, İslâm Türk devletlerinden olup Selçuklular ve Osmanlılar gibi, İslâma hizmet eden bir hânedândır. Timur Han(48) tarafından kurulan bu büyük İslâm devletine Timurlular Devleti denilmektedir. Aslen Moğol soyundan olan Timur Han, cihangir, aklî ve naklî ilimlerde ileri, âlim ve evliyâ dostu bir zâttı. Son Çağatay Hanının dâmâdıydı. Çok mütevâzi, sâde ve dervişâne bir yaşayışı olan Timur Han, bir gün adamları ile birlikte yeşillik bir yerde oturmuş, âlimlerin üstünlükleri ile velîlerin kerâmetlerinden konuşuyorlardı. O sırada, biraz ötelerden bir topluluğun geçtiğini gördüler. Timur Han, soruşturup o geçenlerin Seyyid Emir Kilâl (k.s.) Hazretleri ve talebeleri olduğunu öğrendi. Hemen kalkıp koştu ve edeple o büyük velînin huzûruna vardı; “Efendim, himmet edip, meclisimizi şereflendirseniz, biz de soh-bet ve nasîhatlerinizden istifâde etsek” diye istirhamda bulundu. Bunun üzerine Seyyid Emir Kilâl Hazretleri ona; “Dervişlerin sözleri gizli olur. Bu bizim vazîfemiz değildir. Aslında mânevî bir işâret olmadıkça bir şey söyleyemeyiz.” dedi ve ama yine de ona nasîhatta bulunarak; “Hiç bir zaman kendinden bir söz söyleme ve gâfil olma. Önüne mühim bir işin çıkacağını ve bunda muvaffak olacağını görüyorum” buyurdu. Sonra, Seyyid Emir Kilâl Hazretleri yola devam ettiler. Seyyid evine varınca, zâviyesinde bir müddet durup, yatsı namazı vaktinde dışarı çıktı. Cemâatle namaz kıldıktan sonra başını önüne eğip bir müddet tefekküre daldı. Hemen talebelerinden Şeyh Mansûr’u yanına çağırdı ve; “Hiç durma, sür’atle Emir Timur’a git! Söyle, derhâl Harezm tarafına harekete geçsin. Eğer oturuyorsa hemen kalksın, ayakta ise, hiç durmasın. Çünkü bana, onun ve oğullarının bütün memlekete baştan başa hâkim olacağı bildirildi. Harezm’i alınca, Semerkant’a yürüsün” dedi. Haberi götüren Şeyh Mansûr, Timur Han’ın yanına girince, onu ayakta bekler buldu. Haberi aynen iletti. Timur Han, bu haber üzerine derhâl ordusunu harekete geçirdi. O harekete geçip de gideceği yolun yarısına vardığı sırada, düşmanları Timur Han’ın çadırına hücum ettiler. Timur Han, Harezm’i aldı. Sonra Semerkant üzerine sefere çıktı ve orayı da ele geçirdi. Böylece birbiri ardından pek çok zafer kazandı. Timur Han, İslâmiyeti yıkmak, müslümanları doğru yoldan saptırmak isteyenlere karşı şiddetle muâmele etti. Yahûdî olduğunu gizleyip, kendi sapık fikirlerini islâmiyet diye yaymağa kalkan, haramlara helâl deyip, ilâh olduğu küstahlığını dahi gösteren Fadlullâhı Hurûfî adındaki din ve ırz düşmanı sapığı öldürttü. Böylece Hurûfîliğin yayılmasını önledi. İslâmiyete çok büyük hizmet etti. Timur Han’ın, oğlu Mirân Şah’a emretti, bütün hurûfî tekkeleri ortadan kaldırıldı. Hurûfî sapıklıklarının merkezi hâline gelen Esterâbâd şehrini tamâmen yıktı. Timur Han’ın M.1393 senesindeki bu hayırlı hareketi, ehl-i sünnet müslümanları arasında memnûniyetle karşılandı. Timur Han, İslâm ülkeleri arasında birliği te'mîn edip, ehl-i küfrü yerle bir etmek, Allâhü Teâlâ’nın dînini yaymak niyetiyle müslüman memleketlerin hükümdârlarına mektuplar yazıp, kendisine itâat etmelerini istedi. Hattâ bir kısmına para ve hediyeler de gönderdi. Timur Han, Osmanlı hükümdârı Yıldırım Bâyezid Han’a bir kaç defa mektup yazarak, dost olmayı arzu ettiğini bildirmişti. Fakat, Yıldırım’ın ortadan kaldırdığı beyliklerin beyleri, Osmanlı Sultanını Timur Han’a şikâyet ederek hakkında olmadık şeyler söylediler. Timur Han’ın önünden kaçan bâzı beyler de gelip Yıldırım Bâyezid Han’a Timur’u kötülediler. Böylece ne hazindir ki, münâfıklar dost olmayı arzu eden bu iki müslüman hükümdârın arasını açmağa muvaffak oldular. Bunun üzerine Timur Han, Anadolu’ya geldi ve Ankara ya-kınlarında, Çubuk ovasında yapılan savaşta, Osmanlı ordusunu yendi. (M.1402) Yıldırım Bâyezid Han’ı esir etti.(49) Fakat ona çok iyi muâmelede bulundu. Osmanlı sultanı Yıldırım Bâyezid Han, hastalanarak Akşehir’de vefât etti. Ankara savaşından sonra Timur’un İzmir’i hıristiyan Aralarındaki harp hâleti rûhiyesi yatışınca birbirlerine alıştılar, hattâ sevgi izhârında bulundular. Timur birkaç günde bir Yıldırım Bâyezid’la oturup sohbet ve teselli ederdi. şovalyelerinden temizlemesi, Anadolu’daki sapık fırka mensuplarını cezâlandırması, bu seferin hayırlı neticelerindendir. Osmanlıların alamadığı Gâvur İzmir'i Cenevizlilerden aldı, Türk İzmir'e kattı. Timur Han daha sonra, Anadolu’yu eski sâhiplerine havâle edip, mümtâz âlimleri yanına alarak ülkesine döndü. 35 senelik hükümdârlığı müddetince, yaptığı bütün muhârebeleri kazanan Timur Han, Çin’e ve Delhi’ye kadar bütün Asya’yı; Irak, Suriye ve İzmir’e kadar bütün Anadolu’yu aldı. Timurlular ehl-i sünnet hâmîsi oldukları için, zamanlarında pek çok büyük İslâm âlimi ve tasavvuf ehli yetişip Timurlu ülkesinde yaşadı. Timur Han, Türk Târihinin ender yetiştirdiği devlet adamlarından biridir. Bugün bâzı yazarlar, devrin sosyal, kültürel ve siyâsî cephesi üzerinde hiç durmadan onun Altınordu ve Anadolu seferlerini bahâne ederek, bu büyük hâkân’a akıl almaz iftirâ ve karalamalarda bulunmaktadırlar. Bilhâssa İslâmiyetten ayrı bir Türkçülük düşünenler bu tarz hissî yorumlara girmektedirler. Oysa; “Biz ki, Melik-i Tûrân, Emîr-i Türkistân’ız!”, “Biz ki Türk oğlu Türk’üz!”, “Biz ki, milletlerin en kadîmi ve en ulusu Türk’ün Başbuğuyuz!” diyen Timur Han, Türk için islâmiyetin ne demek olduğunu da, bundan altıyüz yıl önce şöyle ifade etmiştir; “Tecrübe bana gösterdi ki, din ve hukuk üzerine kurulmayan bir devlet, uzun zaman yaşayamaz. Böyle devlet, çırıl çıplak olup kendisini gören herkese karşı gözlerini yere dikmiş ve herkesin yanında saygı ve değerini yitirmiş adama benzer. Bu durumda, böyle devlet, tavanı, kapısı, avlu duvarları olmayan ve her önüne gelenin içine daldığı eve benzetilebilir. Bunun içindir ki, ben devletimin çatısını İslâmiyet üzerine kurdum. Devletimi idâre için kânûnlar çıkarttım. Bu kânûnlar tatbik edildiği müddetçe onlara aykırı hareket etmekten sakındım.” Timur Han, ilim adamlarına saygı gösterir, onları korur, Teftâzânî gibi büyük âlimleri meclisinde bulundururdu. Daha önce yaşamış olan ilim adamlarına karşı da hürmette kusur etmez, onların türbelerini yaptırırdı. Kazakistan’da Ahmed Yesevî Hazretleri’nin şâheser türbesi bunlardan biridir. Timur Han kıyâmet gününde kabirden kalkarken üstâzımın ayak ucunda kalkayım diye, vefât edince üstâzının ayak ucuna defnedilmesini vasiyet etmiş ve öyle defnedilmiştir. Türbesi Semerkand'dadır......https://suleymaniye.com.tr/.../muhtasar-islam-tarihi-ilk...
“Dünyâ hayâtı azdan daha azdır. Ona âşık olan, alçakların alçağıdır. O sihriyle bir topluluğu sağır ve kör eder. Böylece onlar ortalıkta şaşkın ve delîlsiz ortalıkta kalırlar.”
Bir Hafıza Umut Olmak Dünyanın her yerinde, eğitim tohumları ekiyoruz. Büyüsün,filizlensin, gölges
- Ana Sayfa
- Kabe'nin yapılışında ki taşlar
- mustafaulas2148
- sohbet defterim
- Ehl-i Sünnet Hanefi
- AHMET TOMOR HOCAEFENDİ sohbetleri
- takva
- Sayfa ve guruptaki tüm bilgiler bilgi amaçlıdır araştırın doktorunuza danışmadan kullanmayın uyarılarıda okuyun saygılar
- Dini Soru ve Cevaplar
- ihyaforum
- Ehl-i Sünnet Hanefi
- “Asıl olan söz dili değil, hal dilidir, konuşmaktan çok yaşamaktır. İnandığı gibi anlatmaktan ziyade inandığı gibi yaşamaktır…
- Kalplerin Anahtari
- faydalı bilgiler.
- Arifler Eğitim Ve Kültüre Yardım Derneği
- Kur’an-ı Kerim Okumayı Öğreniyorum: Elif Cüzü
- Bir Hafıza Umut Olmak Dünyanın her yerinde, eğitim tohumları ekiyoruz. Büyüsün,filizlensin, gölgesinde insanları serinletsin diye. Sizler de bir hafızın giderlerine sponsor olabilir, eğitime destekte bulunabilirsiniz.
- Muhtasar İlmi̇hal
- nasihat 1
- nasihat 2
- evininzde Kur’an-ı Kerim Okumayı Öğrenin
- Farz-ı ayn
- Davudi Sesler 1
- derin tahkik
- tomorhoca
- nasihat 3
- nasihat 4
- Gönüllere
- Gönüllere Yolculuk
- Takva
- FAZİLET TAKVİMİ
- "Kişi sevdiği ile beraberdir."
- HADİS➖SÜNNET
- Eğer ahiret olmasa dünya yalan olur
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder