20 Şubat 2021 Cumartesi

Timur Han kıyâmet gününde kabirden kalkarken üstâzımın ayak ucunda kalkayım diye, vefât edince üstâzının ayak ucuna defnedilmiştir

 Ehl-i Sünnet Hanefi

........................... TİMURLULAR DEVLETİ .........(Hicrî: 771-912; M.1370-1506) .....Timuroğulları, İslâm Türk devletlerinden olup Selçuklular ve Os­manlılar gibi, İslâma hizmet eden bir hânedândır. Timur Han(48) tarafın­dan kurulan bu büyük İslâm devletine Timurlular Devleti denilmektedir. Aslen Moğol soyundan olan Timur Han, cihangir, aklî ve naklî ilim­lerde ileri, âlim ve evliyâ dostu bir zâttı. Son Çağatay Hanının dâmâdıydı. Çok mütevâzi, sâde ve dervişâne bir yaşayışı olan Timur Han, bir gün adamları ile birlikte yeşillik bir yerde oturmuş, âlimlerin üstünlük­leri ile velîlerin kerâmetlerinden konuşuyorlardı. O sırada, biraz öteler­den bir topluluğun geçtiğini gördüler. Timur Han, soruşturup o geçenlerin Seyyid Emir Kilâl (k.s.) Hazretleri ve talebeleri olduğunu öğrendi. Hemen kalkıp koştu ve edeple o büyük velînin huzûruna vardı; “Efendim, himmet edip, meclisimizi şereflendirseniz, biz de soh-bet ve nasîhatlerinizden istifâde etsek” diye istirhamda bulundu. Bunun üzerine Seyyid Emir Kilâl Hazretleri ona; “Dervişlerin sözleri gizli olur. Bu bizim vazîfemiz değildir. Aslında mânevî bir işâret ol­madıkça bir şey söyleyemeyiz.” dedi ve ama yine de ona nasîhatta bu­lunarak; “Hiç bir zaman kendinden bir söz söyleme ve gâfil olma. Önüne mühim bir işin çıkacağını ve bunda muvaffak olacağını görüyorum” buyurdu. Sonra, Seyyid Emir Kilâl Hazretleri yola devam ettiler. Seyyid evine varınca, zâviyesinde bir müddet durup, yatsı namazı vaktinde dışarı çıktı. Cemâatle namaz kıldıktan sonra başını önüne eğip bir müddet tefekküre daldı. Hemen talebelerinden Şeyh Mansûr’u yanına çağırdı ve; “Hiç durma, sür’atle Emir Timur’a git! Söyle, derhâl Harezm tarafına harekete geçsin. Eğer oturuyorsa hemen kalksın, ayakta ise, hiç durmasın. Çünkü bana, onun ve oğullarının bütün mem­lekete baştan başa hâkim olacağı bildirildi. Harezm’i alınca, Se­merkant’a yürüsün” dedi. Haberi götüren Şeyh Mansûr, Timur Han’ın yanına girince, onu ayakta bekler buldu. Haberi aynen iletti. Timur Han, bu haber üzerine derhâl ordusunu harekete geçirdi. O harekete geçip de gideceği yolun yarısına vardığı sırada, düşmanları Timur Han’ın çadırına hücum etti­ler. Timur Han, Harezm’i aldı. Sonra Semerkant üzerine sefere çıktı ve orayı da ele geçirdi. Böylece birbiri ardından pek çok zafer kazandı. Timur Han, İslâmiyeti yıkmak, müslümanları doğru yoldan saptır­mak isteyenlere karşı şiddetle muâmele etti. Yahûdî olduğunu gizle­yip, kendi sapık fikirlerini islâmiyet diye yaymağa kalkan, haramlara helâl deyip, ilâh olduğu küstahlığını dahi gösteren Fadlullâhı Hurûfî adındaki din ve ırz düşmanı sapığı öldürttü. Böylece Hurûfîliğin yayıl­masını önledi. İslâmiyete çok büyük hizmet etti. Timur Han’ın, oğlu Mirân Şah’a emretti, bütün hurûfî tekkeleri ortadan kaldırıldı. Hurûfî sapıklıklarının merkezi hâline gelen Esterâbâd şehrini tamâmen yıktı. Timur Han’ın M.1393 senesindeki bu hayırlı hareketi, ehl-i sünnet müs­lümanları arasında memnûniyetle karşılandı. Timur Han, İslâm ülkeleri arasında birliği te'mîn edip, ehl-i küfrü yerle bir etmek, Allâhü Teâlâ’nın dînini yaymak niyetiyle müslüman memleketlerin hükümdârlarına mektuplar yazıp, kendisine itâat etme­lerini istedi. Hattâ bir kısmına para ve hediyeler de gönderdi. Timur Han, Osmanlı hükümdârı Yıldırım Bâyezid Han’a bir kaç defa mektup yazarak, dost olmayı arzu ettiğini bildirmişti. Fakat, Yıldırım’ın orta­dan kaldırdığı beyliklerin beyleri, Osmanlı Sultanını Timur Han’a şikâ­yet ederek hakkında olmadık şeyler söylediler. Timur Han’ın önünden kaçan bâzı beyler de gelip Yıldırım Bâyezid Han’a Timur’u kötülediler. Böylece ne hazindir ki, münâfıklar dost olmayı arzu eden bu iki müs­lüman hükümdârın arasını açmağa muvaffak oldular. Bunun üzerine Timur Han, Anadolu’ya geldi ve Ankara ya-kınlarında, Çubuk ovasında yapılan savaşta, Osmanlı ordusunu yendi. (M.1402) Yıldırım Bâyezid Han’ı esir etti.(49) Fakat ona çok iyi muâme­lede bulundu. Osmanlı sultanı Yıldırım Bâyezid Han, hastalanarak Ak­şehir’de vefât etti. Ankara savaşından sonra Timur’un İzmir’i hıristiyan Aralarındaki harp hâleti rûhiyesi yatışınca birbirlerine alıştılar, hattâ sevgi izhârında bulundular. Timur birkaç günde bir Yıldırım Bâyezid’la oturup sohbet ve teselli ederdi. şovalyelerinden temizlemesi, Anadolu’daki sapık fırka mensuplarını cezâlandırması, bu seferin hayırlı neticelerindendir. Osmanlıların ala­madığı Gâvur İzmir'i Cenevizlilerden aldı, Türk İzmir'e kattı. Timur Han daha sonra, Anadolu’yu eski sâhiplerine havâle edip, mümtâz âlimleri yanına alarak ülkesine döndü. 35 senelik hükümdârlığı müd­detince, yaptığı bütün muhârebeleri kazanan Timur Han, Çin’e ve Delhi’ye kadar bütün Asya’yı; Irak, Suriye ve İzmir’e kadar bütün Ana­dolu’yu aldı. Timurlular ehl-i sünnet hâmîsi oldukları için, zamanla­rında pek çok büyük İslâm âlimi ve tasavvuf ehli yetişip Timurlu ülkesinde yaşadı. Timur Han, Türk Târihinin ender yetiştirdiği devlet adamlarından biridir. Bugün bâzı yazarlar, devrin sosyal, kültürel ve siyâsî cephesi üzerinde hiç durmadan onun Altınordu ve Anadolu seferlerini bahâne ederek, bu büyük hâkân’a akıl almaz iftirâ ve karalamalarda bulun­maktadırlar. Bilhâssa İslâmiyetten ayrı bir Türkçülük düşünenler bu tarz hissî yorumlara girmektedirler. Oysa; “Biz ki, Melik-i Tûrân, Emîr-i Türkistân’ız!”, “Biz ki Türk oğlu Türk’üz!”, “Biz ki, milletlerin en kadîmi ve en ulusu Türk’ün Baş­buğuyuz!” diyen Timur Han, Türk için islâmiyetin ne demek olduğunu da, bundan altıyüz yıl önce şöyle ifade etmiştir; “Tecrübe bana gösterdi ki, din ve hukuk üzerine kurulmayan bir devlet, uzun zaman yaşayamaz. Böyle devlet, çırıl çıplak olup kendi­sini gören herkese karşı gözlerini yere dikmiş ve herkesin yanında say­gı ve değerini yitirmiş adama benzer. Bu durumda, böyle devlet, tavanı, kapısı, avlu duvarları olmayan ve her önüne gelenin içine dal­dığı eve benzetilebilir. Bunun içindir ki, ben devletimin çatısını İs­lâmiyet üzerine kurdum. Devletimi idâre için kânûnlar çıkarttım. Bu kânûnlar tatbik edildiği müddetçe onlara aykırı hareket etmekten sa­kındım.” Timur Han, ilim adamlarına saygı gösterir, onları korur, Teftâzânî gibi büyük âlimleri meclisinde bulundururdu. Daha önce yaşamış olan ilim adamlarına karşı da hürmette kusur etmez, onların türbelerini yaptırırdı. Kazakistan’da Ahmed Yesevî Hazretleri’nin şâheser türbesi bunlardan biridir. Timur Han kıyâmet gününde kabirden kalkarken üstâzımın ayak ucunda kalkayım diye, vefât edince üstâzının ayak ucuna defnedilme­sini vasiyet etmiş ve öyle defnedilmiştir. Türbesi Semerkand'dadır......https://suleymaniye.com.tr/.../muhtasar-islam-tarihi-ilk...
Süleymaniye Kültür Sanat Eğitim ve Sağlık Vakfı - İlk Müslüman Türk Devletleri
SULEYMANİYE.COM.TR
Süleymaniye Kültür Sanat Eğitim ve Sağlık Vakfı - İlk Müslüman Türk Devletleri

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder