“Dünyâ hayâtı azdan daha azdır. Ona âşık olan, alçakların alçağıdır. O sihriyle bir topluluğu sağır ve kör eder. Böylece onlar ortalıkta şaşkın ve delîlsiz ortalıkta kalırlar.”
Bir Hafıza Umut Olmak Dünyanın her yerinde, eğitim tohumları ekiyoruz. Büyüsün,filizlensin, gölges
- Ana Sayfa
- Kabe'nin yapılışında ki taşlar
- mustafaulas2148
- sohbet defterim
- Ehl-i Sünnet Hanefi
- AHMET TOMOR HOCAEFENDİ sohbetleri
- takva
- Sayfa ve guruptaki tüm bilgiler bilgi amaçlıdır araştırın doktorunuza danışmadan kullanmayın uyarılarıda okuyun saygılar
- Dini Soru ve Cevaplar
- ihyaforum
- Ehl-i Sünnet Hanefi
- “Asıl olan söz dili değil, hal dilidir, konuşmaktan çok yaşamaktır. İnandığı gibi anlatmaktan ziyade inandığı gibi yaşamaktır…
- Kalplerin Anahtari
- faydalı bilgiler.
- Arifler Eğitim Ve Kültüre Yardım Derneği
- Kur’an-ı Kerim Okumayı Öğreniyorum: Elif Cüzü
- Bir Hafıza Umut Olmak Dünyanın her yerinde, eğitim tohumları ekiyoruz. Büyüsün,filizlensin, gölgesinde insanları serinletsin diye. Sizler de bir hafızın giderlerine sponsor olabilir, eğitime destekte bulunabilirsiniz.
- Muhtasar İlmi̇hal
- nasihat 1
- nasihat 2
- evininzde Kur’an-ı Kerim Okumayı Öğrenin
- Farz-ı ayn
- Davudi Sesler 1
- derin tahkik
- tomorhoca
- nasihat 3
- nasihat 4
- Gönüllere
- Gönüllere Yolculuk
- Takva
- FAZİLET TAKVİMİ
- "Kişi sevdiği ile beraberdir."
- HADİS➖SÜNNET
- Eğer ahiret olmasa dünya yalan olur
21 Şubat 2021 Pazar
MÜNAFIK MÜNAFIKTIR Benî Mustalik Gazvesi’nde münafıkların reisi olan Abdullah bin Übey, “Resûlullâh’ın yanındakilere nafaka vermeyin ki dağılıp gitsinler, Medîne’ye döndüğümüz zaman da aziz olanlar, zelil olanları her hâlde oradan çıkaracaktır.” dedi. Bu sözüyle Muhâcirîn-i Kirâm’ı ve Sahâbe-i Kirâm’ın zayıflarından bazılarını kastediyordu. Ashâb-ı Kirâm’dan Zeyd bin Erkam radıyallâhü anh, bu sözleri işitmiş, sonra da amcasına anlatmıştı. Amcası da gidip Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’e haber verdi. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, Zeyd bin Erkam’ı huzuruna çağırdı. O da bunu, olduğu gibi Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) arz etti. Abdullah bin Übey ve arkadaşları Peygamberimizin huzuruna çağırıldıklarında, böyle bir şey söylemediklerine dair yemin ettiler. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz de bu yemine binaen Zeyd bin Erkam’ın sözlerini kabul etmedi. Hazret-i Zeyd, bundan çok müteessir oldu. Amcası da “Neden kendini yalancı çıkaracak derecede ileri gittin?” diye Hazret-i Zeyd’i azarladı. Bunun üzerine Münâfikûn Sûresi’nin 7. ve 8. âyet-i kerîmeleri nâzil oldu (meâlen): “Onlar o kimselerdir ki ‘Allâh’ın Peygamberinin yanında bulunanlara nafaka vermeyin, tâ ki dağılsınlar’ derler. Hâlbuki göklerin ve yerin hazineleri Allâh’ındır. Fakat o münâfıklar anlamazlar. Onlar, ‘Eğer Medîne’ye dönersek, and olsun, en şerefli ve kuvvetli olan(ımız) oradan en hakîr (ve zayıf) olanı muhakkak çıkaracaktır.’ diyorlardı. Hâlbuki şeref, kuvvet ve galibiyet Allâh’ındır, Peygamberinindir, müminlerindir. Fakat münafıklar (bunu) bilmezler.” Bu âyet-i kerîmeler, münâfıkların yalan yere yemin ettiklerini bildirmiş oldu. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) de Zeyd (r.a.)’ı huzuruna çağırıp “Allâhü Teâlâ, seni tasdik etti.” buyurdular. O da hüzün ve kederden kurtuldu.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder