“-Ey Alkame’nin anası, hal müşküldür. Oğlunun hâlinden bize haber ver” buyurdu.
Kadın:
-Yâ Resûlallah, Gençliğinden beri ibâdete düşkün olması sebebiyle kendisine «Mescit Güvercini» denirdi. Sadakası da o kadar bol ki, miktarını bilmem”
Rasûlüllah Efendimiz:
“-Ben o ciheti sormuyorum, seninle arası nasıl” buyurdu.
Kadın:
“-Evleninceye kadar her hususta kendinden razıydım. Fakat evlendikten sonra hanımını benim üzerime tercih etti. Kendisine dargınım” deyince, Âlemlerin Efendisi S.A.V., hakkını helâl edip oğlundan râzı olmasını teklif buyurduysa da, kadın:
“-Yâ Resûlallah, çok kırgınım, helâl edemiyorum” dedi. Hz. Fahr-i Âlem :
“Nefsim kudret elinde olan Rabb’ime yemin ederim ki, sen oğlundan râzı olmadıkça, namaz ve sadakası kendisine fayda vermez” buyurup oradakilere:
“-Odun toplayıp ateş yakın. Alkame’yi yakacağım “ emrini verdi. Kadın:
“Yâ Resûlallah, oğlumu gözümün önünde yakacak mısınız? Ben buna nasıl dayanırım? Hakkımı helâl ettim ve kendisinden râzı oldum” dedi.
Alkame Hz.’nin o anda dili çözüldü. Kelime-i Şahâdet getirmeye başladı. Sâhib-i Saâdet Efendimiz S.A.V. :
“Ey Eshâbım! Bir kimse hanımını vâlidesi üzerine tercih ederse, Allah’ın lâneti onun üzerine olsun! Farz ve nâfile ibâdetlerinden bir şey kabul olunmaz” buyurdu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder