3 Şubat 2021 Çarşamba

Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri buyurur: Güzel huy, ılık suyun buzu eritdiği gibi, günâhları eritir. Kötü huy, sirkenin balı bozduğu gibi, ibâdetleri bozar. Hadís-i şerif

“Allâh’ın velî kullarını sev, sevgini belli et ve kendini onlara sevdir ki, onlar da seni sevsinler. Allah Teâlâ her gün ve her gece evliyâsının kalbine yetmiş kez nazar eder. Ola ki bir velîsinin kalbinde senin ismine nazar eder de, seni sever ve günahlarını affeder.”

Allâhʼın affına, rızâsına ve muhabbetine nâil olabilmek niyetiyle, Oʼnun velî kullarına muhabbet duymak, büyük bir saâdet vesîlesidir.
Lâkin; “Ben Allah dostlarını seviyorum.” demekle iş bitmez. Bu sevginin, hâl ve davranışlarla ispatlanması zarurîdir.
Hakkʼın velî kullarına muhabbetin ilk şartı, onlara hürmet ve edep duygularıyla yaklaşmaktır. İkinci olarak da onların hâl ve davranışlarını, hayata bakış tarzlarını, helâl haram hassâsiyetlerini, hak-bâtıl anlayışlarını, hayır-şer telâkkîlerini, şefkat, merhamet ve cömertliklerini, velhâsıl bütün hissiyat, fikriyat ve muâmelâtıyla şahsiyetlerini, imkân nisbetinde örnek almaktır.
Şu hâdise ne kadar ibretlidir:
Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri bir gün yolda gidiyor, bir genç de ayak izlerine basarak onu takip ediyordu. Şeyhin üzerinde bir kürk vardı.
Genç:
“–Efendim! Kürkünüzden bir parça verseniz de bereket ve feyzinizden istifâde etsek!” dedi.
Hazret ona şu hikmetli cevâbı verdi:
“–Değil kürkünü, bizzat Bâyezîd’in derisini giysen, onun yaptığı amelleri yapmadıkça bir fayda göremezsin!”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder