Ashâb-ı Kirâm’dan biri Hazret-i Ali’yi davet etmeye gitti. Henüz onlar gelmeden Server-i Enbiyâ (s.a.v.), “Ey benim Ashâbım! Siz, bir kimseye iyilik etseniz de o kimse buna karşılık size kötülük etse ne yaparsınız?” diye sordu. Hepsi de “Yine iyilik ederiz.” dediler. “Eğer tekrar size kötülük etse ne yaparsınız?” buyurdular. Ashâb-ı Kirâm da aynı şekilde “Yine iyilik ederiz” diye cevap verdiler. Resûl-i Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem üçüncü defa olarak, “Tekrar size kötülük etse ne yapardınız?” diye sorduğunda başlarını önlerine eğip cevap vermediler.
Sonra Hazret-i Ali kerremallâhü vecheh geldi. Hazret-i Fahr-i Âlem sallallâhü aleyhi ve sellem, Hazret-i Ali’ye de arka arkaya yedi defa “Sen bir kimseye iyilik etsen, o da karşılığında sana kötülük etse ne yapardın?” diye sordu. Hazret-i Ali (k.v.), yedisinde de “İyilik ederdim.” cevabını verdikten sonra, “Ey Allâh’ın Resûlü! Kendisinden başka ilah olmayan Allah hakkı için söylüyorum ki; eğer benim iyilik ettiğim kişinin bin yıl ömrü olsa ve ben her gün iyilik ettikçe o kimse buna karşı kötülük etse, yine ben ona iyilik ederdim.” deyince bütün Ashâb-ı Güzîn:
“Yâ Resûlallah! Hazret-i Ali, sevip gözettiğiniz kadar varmış.” dediler ve hepsi de Hazret-i Ali’ye dua ettiler.
Şurası yanlış anlaşılmasın ki Ashâb-ı Güzîn Hazretlerinin, Peygamber Efendimiz’e, Hazret-i Ali ile alakalı böyle bir soru sormaları (hâşâ) onu kıskandıkları için değil, Hazret-i Ali’nin yüce mertebelerini ve derecelerini öğrenmek içindi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder